Vertical Archive

05/08/19

Ekin Başkentli / TED University / 2018-2019 / 6th Semester/ Tutors: Başak Uçar, Can Aker, Ziya İmren, Onur Özkoç

      Proje, Bursa’da Hanlar Bölgesi’ne yakın bulunan Kayhan Bölgesi’nde konumlanıyor. Bölgenin tarihi geçmişi ve dokusu incelenirken 1860’tan 2000 yılına kadar olan Bursa imar planları çakıştırıldı. Tarihi gelişim sürecinde Bursa’nın yatay olarak iki dağın arasında büyüme gösterdiği gözlemlendi. Bursa’nın Türkiye’nin başlıca ticari merkezlerinden biri olması, İstanbul’a olan yakınlığı ve şehirde denizin varlığı, şehirdeki insan yoğunluğunun zamanla artmasına sebep olmuştur. Giderek artan insan yoğunluğunun yatayda çözümlenmeye çalışılması nedeniyle, şehirde ve çalışma alanının yakın çevresinde insan ve özellikle yapı yoğunluğunun/sıkışıklığının artmasına sebep olduğu görüldü. Bu sorunu çözmek için dikeyde bir büyüme öngörüldü.

      Teknolojinin sürekli olarak gelişmesiyle beraber alışık olduğumuz iş tanımı değişmeye başladı. İnsanların artık evlerinde de çalışmaya başlaması ‘’iş tanımını’’ ve  ‘iş mekânlarını’’ dönüştürmeye başladı. Projede insan beyin gücünün kullanıldığı çok boyutlu ve kavramsal çalışma yöntemleri ve çalışan değerlendirilmesi gereken kavramlar olarak ele alındı. Bu doğrultuda  ‘’arşiv’’ projedeki en önemli mahallerden biri haline geldi. İş tanımının yeniden ele alınmasıyla yeni bir iş mekânı öngörüldü.

      Günümüzdeki çalışma alanlarına zıt-alternatif olarak sunulan alanlar ne saf çalışma alanlarından ne de saf boş zaman aktivitesi alanlarından oluşuyor. Aslında bu iki kavram ( ‘’pure black work’’ & ‘’pure white leisure’’) ne tam olarak iç içe geçmiş ne de birbirinden ayrık bulunuyor. Projede öngörülen mekan; hem algısal hem de fiziksel olarak pure black work alanlarından pure white leisure alanlarına doğru kesintisiz bir geçişti.

      Proje süresi boyunca yapılan çevresel analizlerle birlikte ele alınan iş tanımı bir araya getirildiğinde ortaya düşey bir arşiv oluşturma fikri çıktı. Programda yer alan ofis, konaklama, açık alan spor aktiviteleri, kolektif çalışma alanları ve kütüphaneler odakta yer alan düşey arşive bağlı eklentiler olarak çalışıldı. Bu düşey arşive eklemlenen plug-inler kimi zaman arşiv mekânını etkiliyor, kimi zaman ise kendisi arşiv ile etkileşip başkalaşıma uğruyor.

      Yapının yakın çevresinden başlayarak yapı girişine kadar uzanan ve bir kent simgesi niteliği taşıyan doku, insanları karşılayıp; oturma, yürüme ve seyir yüzeylerine dönüşüyor. Bu landmark, binanın bir parçasıyken, yüksek katlı bir yapıyı da kentle ilişkide tutuyor.

      Zemin katta arşiv, sergi olarak işlevlendiriliyor.İnsanların dışarıdan da görebildikleri ve iki kat boyunca devam eden cam bir küp içinde yer alıyor.Bunun hemen üstünde yer alan kütüphanede bulunan kitaplar da arşiv/memory olarak ele alınıyor.

      Burada şu sorular irdeleniyor:

      Arşiv ulaşılabilir olduğunda/kamusallaştırıldığında hala arşiv midir?

      Kütüphane de bir arşiv sayılabilir mi?

      Ofis katında hem pure black work hem de pure white leisure alanlar hem de gri alanlar yer alıyor.

      Ofis katlarında arşiv, bir kayıt alanı olarak işliyor; basılı ve dijital olarak depolanabiliyor.

      Spor katında arşiv, dijital depolama yapıp,insanların harcadıkları kaloriyi kaydettikleri bir yer olarak çalışıyor.

      Workshop katında arşiv, geçici ve anlık davranıyor. Ayrıca üretilen ve tartışılan şeylerin kaydedilip sergilendiği bir mekâna dönüşüyor. Bu mekân sürekli arşiv kurgusunda kendini asma katta var eden bir biçimde bulunuyor.

      Cephede de kendini hissettiren arşiv, yapıyı farklı eksenlerde sararak bütünleşik bir kurgu oluşturuyor.

HEREWEARCH LOGO